ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2009 Pazartesi

Son çağrı


Bazen ilişkilerin de sigortası olsun istiyorum. Nasıl ki ev aletleri tehlike arz eden bir durum oluşturduğunda sigorta atıyorsa; bizim de beynimizin içinde bir şalter atsa bir anda.

veya danışmadan çağrılsak..

veya acilen uçağa binmemiz gerektiğini gösteren Last Call yazısı belirse gözümüzün önünde, uyansak uykudan.
***

(Breaking and Entering filmi, açılış sahnesi. Bir çift arabada oturur; her ikisi de camdan dışarı bakar, sonra bir an yüzleri birbirlerine doğru döner ve iç çekerler)

Will Francis: When do you stop looking at each other? Shouldn't there be a warning? Shouldn't somebody say to us: "Hey, watch out, pay attention?" Because you can be thinking : "I'm okay, we're okay, we're good.." Then you turn around and a distance between you...

21 Mart 2009 Cumartesi

Kadın Erkek İlişkilerine Retrospektif Bir Bakış

Bugün dışarda dolaşırken yorulunca kahve keyfi yapmaya karar verdim. Vazgeçemediğim fındık şuruplu kahvem elimde, ipod kulağımda otururken, yalnız oturmanın bir getirisi olarak sağı solu izlemeye başladım.



Tam karşımdaki masada da genç bir çift oturuyor. Muhtemelen 16-17 yaşlarındalar, liseden arkadaşlar ve maksimum iki üç haftadır çıkıyorlar. Kızım diyorum izleme, ayıp! Ama çok eğlencelilerdi ve dayanamadım, devam ettim stalkerlığa :)

Önce bizim delikanlı "ben kahve alıp geliyorum" diyerek kalktı masadan. Kız da hemen ardından telefona sarıldı, bir kaç görüşme yaptı, arada çaktırmadan da geliyor mu bizimkisi diye kontrol ediyor. Heh dedim kesin yeni çıkmaya başlamışlar, en yakın kız arkadaşlarına telefon açıp durumu anlatıyor :) Bu arada konuşmalardan duydum, çocuğun ismi Berke imiş. Ama Berke'de Berke şimdi allah için. Tam böyle lisenin popüler çocuğu. Bizim kız da öyle havalı bir tip değil ama çok cici birine benziyor. Yakışmışlar yani, verdim ben onayı:P



Neyse geldi çocuk, bunlar böyle sevgi pıtırcığı şeklindeler. "Aaa yüzüne ne gelmiş bakiyim" bahaneleriyle birbirlerine yaklaşmaktalar, mini tensel temaslar falan. Tam bir karnımda kelebekler uçuşuyor zamanındalar anlayacağınız.

Ama sonra 10 dakika aralıklarla, önce kızın annesi; arkasından tahminimce kızın yakın başka bir kız arkadaşı ve son olarak da aynı okuldan oldukları 4 kişilik bir kız grubu tesadüfen (!!!) onlarla orada karşılaşmış gibi davrandı ve gelip hepsi bunlarla iki çift laf edip gitti. Kız da erkek arkadaşına diyor ki:
"ay bunlar da nereden çıktı, anlamadım"

Çocuk kahve sırasındayken, kız arkadaşlarını arayıp "biz şimdi şurada oturuyoruz, tesadüfen karşılaşmış gibi yapalım" demediyse bana da Cornflake Girl demesinler :) Berke tesadüfü yemiş olabilir ama ben yemem:P :D

Ama ah be kızım, o çocuğa da yazık günah değil mi. Aynı gün içerisinde aile,en yakın kız arkadaş ve 4lü kız arkadaş grubu kombosu yapılır mı hiç! Tamam yakışıklı, sempatik bir çocuk bulmuşun, ilişkinin heyecanı içindesin, gençsin güzelsin, herkes tanışsın bir fikrini beyan etsin istemişin ama tesadüfi karşılaşma kotası günde 1 kontenjanla sınırlıdır, yanlış mıyım sevgili blog okurları :)) Şimdi ki gençler, artık pek rahat canım!!:P

O halde yazım burada sonlana dururken, şu mısra da onlara gitsin

"Gençlik başımda duumaaan, ilk aşkım ilk heeyeecann..."

9 Ocak 2009 Cuma

Bir kedim bile yok..


Okulumuzun kedileri meşhurdur. Kumpir bile yeseniz hemen yanıbaşınızda belirirler ve erimiş kaşar peynirli patatesinize dahi talim etmek üzere hazır ola geçerler. Bu sefer bir elimde çayım diğer elimde sigaramla bölümün önünde hocamı beklerken, midi boy bir pisicik kucağıma atlayıverdi. "Kediler nankör olur canım, karnı doydu mu gidiverirler" klişesine taş çıkarırcasına, hiçbir sebep olmaksızın kucağımda kıvrılmayı uygun görmüştü garfield kılıklı ufaklık. Yarım saatlik mırlama eşliğindeki sevgi pıtırcığı halimiz, tez görüşme vaktimin gelmesiyle son buldu. Mecburen kucağımdan bankın soğuğuna terk ederken kendisini, içim burkuldu. Daha fazla peşimden gelmemesi için bacaklarıma dolanarak beni takip edişiyle ilgilenmiyormuş gibi yaptım. Aslında evde beslemeyi bile isteyeceğim kadar sevmiş olmama rağmen, sanki hiç umrumda değilmiş gibi, miyavlamasına aldırmıyormuşcasına arkama bakmadan yürüdüm.
Sonra bazı ilişki bitişlerinin de bundan çok farklı olmadığı takıldı aklıma. İşleri daha da zorlaştırmamak için, aslında deli gibi sevdiğinizi bilirken ve ayaklarınız geri geri gitmek isterken, en iyisinin geriye hiç bakmadan yolunuza devam etmek olduğuna karar verilen anlar geldi aklıma. Ayrılığı kolaylaştırmaya mı çalışıyorduk böylesi zamanlarda, yoksa bir başkasının iyiliğini düşünürmüş ilüzyonu altında kendimizi mi koruma altına alıyorduk? Belki de her ikisinin de bir önemi yoktu, nasılsa farkı yoktu sonların...