
Dün gazetede, Slyvia Plath'in oğlu Nicholas Huges'un intihar ettiği haberini okudum. Anlatılana göre, 47 yaşındaymış, Alaska'da yaşıyormuş. Uzun süredir depresyondaymış ve kendini asarak öldürmüş.
Çok sevdiğim şairlerden olan Slyvia Plath'in günlüklerinde, blogumdaki ilk yazımda belirttiğim gibi beni çok etkileyen bir cümlesi yer alır : "keşke sahip olduğumuz hayatları elbiseler gibi giyip çıkartabilsek, böylece hangi hayatın bize daha çok yakıştığını görebilirdik"
Görünen o ki; Nicholas da, kendi elbisesinin üzerine yeterince yakışmadığını, kirlendiğini parçalandığını ve asla gözüne güzel görünemeyeceğini düşünmüş olmalı ki; onu üzerinden çıkartmak isteğiyle dolup, tıpkı annesi gibi kendisini kaplayan örtünün içinden sonsuza dek sıyrılmaya karar verdi.
Gazetelerin, en arka sayfalarında yer alan, "intihar yoksa genetik mi?" tartışmaları bir yana dursun; peki ya Nicholas'ın 1 yaşındayken kendisini öldüren annesine karşı duyduğu olası bilinç dışındaki suçluluk duygusunun yeri ne olacak? Öyle yada böyle, 47 yıllık elbise çıkarıldı, geçmişin hesabı kapatıldı.
O halde, Slyvia Plath'in oğlunun ruhuna el fatiha...
